Bu gün bütün öğretmenleri haturlayacağız ve onların ne kadar muhteşem insanlar olduğunu konuşacağız. Ekonomik koşullarına üzüleceğiz ve bütün öğretmenlere şefkat göstereceğiz.
NİYE?
Çünkü bu gün Öğretmenler Günü
Peki kaç tane öğretmen bu işin hakkını vere vere öğretmen gerçekten? Kaç tane "Sen bir ana, sen bir baba, her şey oldun artık bana" öğretmen.
Öğrencilik hayatım boyunca isim isim saysan 100 tane değişik adam derslerime girmiş ve bana öğretmenlik yapmıştır. Hakkını vermeliyim ki sadece ilkokuldaki sınıf öğretmenim ve ortaokuldaki matematik öğretmenim dışında hiç birini değil öğretmen adam yerine bile koymam. Öğrenciye yaklaşmayı bilmeyen, mesleki açıdan kendini yenilemeyen ve yeniliklere açık olamayan insan guruhu idiler.
İçlerinde "Neden?" sorusuna, "Allah öyle yaratmış, sen Allahın hikmetini mi sorguluyorsun?" şeklinde cevap verenler bile olmuştu.
Rüşvetle sınıf geçirenler vardı, kız öğrencisine aşık olup görücü gönderenler de...
Yanisi, öğretmenin gününü içten kutlayabilmem için, öğretmen gibi öğretmen olması lazım. Öğretmenin öğretmen gibi olması için de çok şey lazım. Devletin sunduğu olanakların iyi olması lazım.
Fakat bilinmeli ki devletin sunduğu olanaklar yüzünden öğretmenler hakettiği değeri göremiyor başka bir şey. Değeri hak etmek bambaşka... Orta ikinci sınıf öğrencisine aşık olabilecek kapasitede olmak,sınıfta öğrenciye şiddet uygulamak gibi değerden yiyen faktörler de pek devletle ilgili olmamakla beraber başka bir tartışma konusu...
Neyse böyle bir günde daha eleştirel yaklaşmayacağım ve sadece öğretmenlerimden Gülnaz Yağcı ve İlker Ciğerlioğlu'nun öğretmenler gününü kutlayacağım.
Servet Yağcı, Nebahat - Devlet Yıldırım, Fatma - İsmet Gürbüz, Devlet - Hamdi Dereli bunlar da aile torpili ile günü kutlananlar olsun...
24 Kasım 2009 Salı
23 Kasım 2009 Pazartesi
ALLAHIM BU VUSLATI HİCRAN ETME
Allahım bu vuslatı hicran etme
Aşkın sarhoşlarını nalan etme
Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere bahçelere kasdetme
Dalı yaprağı vurma hazan gibi
Halkını başı dönmüş zelil etme
Kuşunun yuvasının ağacını
Yıkma da kuşlarını perran etme
Kumunu ve mumunu karıştırma
Düşmanları kör et de şadan etme
Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır
Onların işlerini asan etme
İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
Umut kabesin öyle viran etme
Bu çadır iplerini öyle katma
Çadır senindir eya sultan etme
Yok dünyada hicrandan daha acı
Ne istiyorsan et de onu etme
Mevlana
Aşkın sarhoşlarını nalan etme
Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere bahçelere kasdetme
Dalı yaprağı vurma hazan gibi
Halkını başı dönmüş zelil etme
Kuşunun yuvasının ağacını
Yıkma da kuşlarını perran etme
Kumunu ve mumunu karıştırma
Düşmanları kör et de şadan etme
Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır
Onların işlerini asan etme
İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
Umut kabesin öyle viran etme
Bu çadır iplerini öyle katma
Çadır senindir eya sultan etme
Yok dünyada hicrandan daha acı
Ne istiyorsan et de onu etme
Mevlana
22 Kasım 2009 Pazar
Mektup
Adamın biri bir kıza aşk mektubu yazmış ve kızın yolunu kesip mektubu kıza uzatırken, "Sakın yırtma, aç oku." demiş otoriter bir ses ile. Kız mektubu almış ve adamın yüzüne gülümseyerek bakmış. Sonra da mektubu yırtmış.
Adam sinirle "Sana yırtma oku dedim." demiş ve kıza tokat atmış.
Adam kıza çok aşıkmış...
Adam sinirle "Sana yırtma oku dedim." demiş ve kıza tokat atmış.
Adam kıza çok aşıkmış...
21 Kasım 2009 Cumartesi
Acı
Bazıları mutsuz olmayı sever.
Bazıları acı çekmeyi sever.
Mevcut koşullarını değiştirmeyen herkes bence aslında koşullarından memnundur.
O koşullar için, her ne kadar ağlıyor ve sağdan soldan medet umuyor gibi davransa da gerçek o değildir. İnanmıyorsanız deneyin. Koşullarının içinde onun farkına varamadığı ışığı gösterin herşeyine bahse varım size cevabı "Evet, haklısın ama..." ile başlar. Ve size bir dolu bahaneler sıralar. Mantıklı gibi görünen ve onu çözümsüzlüğe iten bahanelerini anlatır.
Bazen kişi, kendisi bile o bahanelerin ardına sığındığının farkına varmaz. Bilinçaltında ordaki acıyı sevdiğini ya da çektiği acıdan sebep insanların şefkatli bakışlarını ve o bakışların ya da o koşulların onu beslediğini anlayamaz.
Sözün özü,
bazıları acı çekmeyi, acı çeken insan olmanın ironisini sever.
Bazıları acı çekmeyi sever.
Mevcut koşullarını değiştirmeyen herkes bence aslında koşullarından memnundur.
O koşullar için, her ne kadar ağlıyor ve sağdan soldan medet umuyor gibi davransa da gerçek o değildir. İnanmıyorsanız deneyin. Koşullarının içinde onun farkına varamadığı ışığı gösterin herşeyine bahse varım size cevabı "Evet, haklısın ama..." ile başlar. Ve size bir dolu bahaneler sıralar. Mantıklı gibi görünen ve onu çözümsüzlüğe iten bahanelerini anlatır.
Bazen kişi, kendisi bile o bahanelerin ardına sığındığının farkına varmaz. Bilinçaltında ordaki acıyı sevdiğini ya da çektiği acıdan sebep insanların şefkatli bakışlarını ve o bakışların ya da o koşulların onu beslediğini anlayamaz.
Sözün özü,
bazıları acı çekmeyi, acı çeken insan olmanın ironisini sever.
20 Kasım 2009 Cuma
Yine,
Of blog,
Kaçasım var yine başka yerlere,
Adanı bilmediğim yerlerde kalasım,
Ve hatta yıllarca dönmeyesim var.
Çok kolaycıyım ben blog. Azıcık daraldım mı, kaçmak gelir ilk aklıma. Ve kaçarım çoğunlukla da...
Kaşıntı bastı yine bu aralar, benim başka ülkelere yerleşesim var...
Kaçasım var yine başka yerlere,
Adanı bilmediğim yerlerde kalasım,
Ve hatta yıllarca dönmeyesim var.
Çok kolaycıyım ben blog. Azıcık daraldım mı, kaçmak gelir ilk aklıma. Ve kaçarım çoğunlukla da...
Kaşıntı bastı yine bu aralar, benim başka ülkelere yerleşesim var...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
